Saklambaç

Ana Sayfa / Sergiler / Saklambaç
Saklambaç

Saklambaç

Kişisel Sergi, Küratör: Hazal Özkan

Sanatçı

Hazal Özgür

Dilden öte veya dilden önce bir hayat hayal etmek neredeyse imkansız. Tüm benliğimizi kalın bir yorgan gibi örten dilin sıcak konforunda, hayata dair her şeyi ve hatta varoluşun tüm bulmacalarını, eğer ki yeteri kadar çabalarsak, çözebileceğimizi düşünebiliriz. Ancak, bu bir yanılsamadır çünkü zincir gibi örülen yapısıyla dil, gerçeklikten bağımsız, kendi kurallarını üretmekle beraber; bize ait olmayan, istemediğimiz veya inanmadığımız düşünceleri ve arzuları içimizde barındırmamıza yol açar. Bu düşünceler ve arzular hiç beklemediğimiz anlarda ortaya çıkabilir. İnandığımızı bile bilmediğimiz bir fikrin varlığıyla yüzleşmek oldukça sarsıcıdır. Örneğin, hayatımız boyunca peşinde koştuğumuz hayallerin, aslında başkalarına ait olduğunu ansızın fark edebiliriz. En derin, en kişisel parçalarımızı ele geçirip, üstüne kendi değer ve anlamlarını yükleyen, bizi her kelimede tekrar yazan dilin, bu baskıcı doğasına karşın soyut resmin belirsizliğinde ve isimlendirilmeye direnç gösteren yapısında soluklanma şansı buluruz.

Hazal Özgür, “Saklambaç”ta soyut sanat aracılığıyla negatif ve pozitif alan arasındaki diyalektik ilişkisini inceliyor. Tüm benliğimizi saran, bizim yerimize kararlar alan, bizi yanılsamalar ve anlatılarla kuşatan dilin belirlediği alan sınırlıdır. Hayatlarımız bu sınırlar içerisinde gelişen, gerileyen, var olan ve yok olan tarihsel sistemlerin birer parçalarıdır. Dilin belirlediği bu alan pozitif ise dil dışında kalan bir negatif alandan da bahsetmek zorundayız. Bu negatif alan, biz görüp adlandıramasak da, dilin içerisinde var olabilecek her şeyi belirler. Soyut resim, izleyicinin dikkatini şekillerin birbirleriyle olan ilişkilerine çekerek, formların aslında dışlarında kalan negatif alan tarafından belirlendiğini gösteriyor. Sergideki isimsiz, soyut resimler dönüşken yapısıyla negatif ve pozitif alan arasındaki diyalektiği sorgularken dilin sınırlamaları olmadan izleyicilere algısal özgürlüğün kapılarını açıyor.

“Saklambaç” hem renklerle hem de birbiri içine geçen çizgilerle dinamik bir görsel deneyim sunuyor. Resimler uygulandıkları tekniklerden dolayı hem gizlenmeye hem de görünmeye çalışan objeler olarak karşımıza çıkıyor. Renk, ışık ve boyanın maddesel özelliklerinin öne çıktığı sergideki hiçbir tuvalde renkler tekrar etmiyor. Özgür, kendisini de bir parçası olarak gördüğü soyut ekspresyonizm akımının kahramansal ve maskulen fırça darbelerine karşın, tekrarlama ve süreç odaklı, şans ve insan hatasının tuvalde kendilerini gösterdiği teknikler geliştiriyor. “Saklambaç”ta, maskeleme tekniği ile tekrar, düzen, kontrol gibi biçimsel sorulara cevap vermeye çalışmakla birlikte Josef Albers’in renk teorisinden yararlanarak rengin yanıltıcı özelliklerini ön plana çıkarıyor. Maskeleme tekniği fırça darbelerini ve sanatçının elini gizleyen bir teknik, tül ise farklı açılardan bakıldıkça farklı renkler ortaya çıkaran yarı geçirgen bir katman olarak serginin söylemlerine katkı sağlıyor. Eserlerin bir kısmında izin en küçük birimlerinden biri olan çizginin tekrarıyla moiré kompozisyonları oluşturuyor. Sergideki eserler incelendiğinde ön planla arka planın sürekli değiştiği, maskeleme tekniğinin keskin çizgileri arasında gizlenen fırça darbeleri, tuvalin kenarlarında net olarak görebildiğimiz sanatçının eli ve pürüzsüz gözüken resim yüzeylerine yakınlaştıkça fark edilen topoğrafik dokularda boyanın maddesel özellikleri gibi detaylar gözlemleniyor.